Vanilya Hayat
Altyazıları değiştiren adamın sonu

-Şu an’da yaşamayı bilmiyorsun sen.

-Hayır, biliyorum.

-Bilmiyorsun, bilmediğin gibi bir de onu düşünüyorsun. Ben bunu hissedebiliyorum. Yaptığımız herşeyde biraz o var sanki. Bunu söylememene rağmen bakışlarından anlayabiliyorum. Bitmek bilmez iç hesaplaşmalarınla berabersin sürekli. Sürekli aklında o var ve artık tekrar buraya geldiği için onunla her an karşılaşma ihtimalin.

-Hayır yok öyle bir şey.

-Evet var!Hiç bir muhabbete tam anlamıyla vermiyorsun kafanı ve arkadaşlarla içilen bir kahvede, çıkılıp eğlenilen bir gecede, sarhoşluklarında bile o var altyazılarda.Hep bir dalgınsın.Beni çoğu zaman dinlemiyorsun bile. Hep o ve yaşadıkların. Yani geçmişinlesin sürekli.

-Ama ben..

-Amalarla keşkelerle tükettiğin zamanın haddi hesabı yok.Aldığın her nefeste biraz o. Bana bile yer yok hayatında.Kimseye yer yok. Sadece geçmişin ve sen varsın o aptal dünyanda. Seni sevmem seni özlemem senin için yaptığım hiç bir şeyin bir değeri yok değil mi?

-Aslında..

-Biliyorum yok.Çünkü ben hiç bir zaman o olamam kızım. Ne onun kadar öküz ne onun kadar adi olabilirim. Ben o olmaya da çalışamam. Sadece seni kazanmak için birşeyler yapabilirim ama kaldı ki ne yapsam zaten seni kazanamıyorum. İzin vermiyorsun bana, kendini hiç bir zaman bırakmıyorsun. Hayatında olmama rağmen aslında varlığım bile şüpheli.Sadece zaman geçirip altyazılarını biraz değiştiren geçiçi bir adamım ben.

-Evet öylesin.

-İşte…Benden bu kadar o zaman. Artık senin için bir şey yapamam. Umarın o dingille tekrar beraber olursunuz ve sen geçmişte yaşamayı bırakırsın. Kendine iyi bak.

Tekrar

Seni hatırlamakla ilgili bir sorunum yok. Arkadaşlarınla bile oturup gülüp eğlenebilecek hale geldiysem olayın çoğu bitti demektir. Ama sorun sonrasında aklıma gelenler. Seninle değil ama hatıralarımızla ilgili sorun. Sorun en çok kötüleri hatırlamam. Bir yerlerde bir zaman sonra hissizleşeceğimi bilmeme rağmen bunu kendime neden yaptığıma dair bir fikrim de yok. Tek bildiğim birşeylerin sende kaldığı. Ne kadar duvarlar da örsem üzerine setler de çeksem o kalan parçanın yokluğunu hissettikçe kötü oluyorum ben. Ne kadar herşeyi tükettik her lafı söyledim içim rahat desem de söyleyemediğim şeyler olduğunu farkediyorum. Sanki bir kaç sözüm daha var söylecek. Ama biliyorum ki dinlemeyeksin. Biliyorum ki yine beraber olsak bile dır dır etme başımda diyip geçiştireceksin. Sonra yine bir gün ben içimde kalan söyleyemediğim herşeyi kusacağım sana ve yine ayrılacağız.Merak ettiğim sen, o, bu, şu değil.Merak ettiğim neden sonunu bildiğim halde aynı hikayeyi tekrar yaşamak istediğim.

                    Yine beni benden aldı hatıralarım,                    Yine beni derde saldı hatıralarım.

                    Yine beni benden aldı hatıralarım,
                    Yine beni derde saldı hatıralarım.


[Flash 9 is required to listen to audio.]

Nilüfer’74

Hatırlamak

“Bitti herşey , intikam bile aldım kendimce. Unuttum, ya da unuttum sandım diyelim. Aşık bile oldum tekrar. Tekrar nefes almaya başladım. Tekrar yaşamaya.”

Yeni bir şeye başlamaya cesaretim olmadığını farkediyordum. İşte bu kötüydü, çelişkiler içindeydim. Oynuyor muydum dışarıya? Mutsuz muydum aslında? Neydi beni rahatsız eden? İçimde bir şeyler rahatsızdı. Ne olduğunu bilmiyor ve adını koyamıyordum. Bu sefer kendimi işe,yeni aşka,uykuya,eğlenceye vermek işe yaramıyordu. Sanki bir iki soru cümlesiyle başlayan ve devamı anıları sorgulamaya hatırlamaya ve anlatmaya varan süreç beraberinde derin bir huzursuzluk getirmişti.

“Falcılar yalan söylüyor, hoş neden gittiğimi bile bilmiyorum onlara. Onlar bitmedi diyor. İçimden bir ses ise -Bitti be güzelim bitti işte yargılama ve sorgulama daha fazla- diyor.”

Bir kutuya koyup sıkı sıkıya kapattığım anılarım,duygularım,hakkındaki düşüncelerim nedendir bilmem çıkıyor bir bir dışarı. Onları tekrar görmek ise çıldırmam için bir neden olmaya yeter nitelikte. Kimseyle konuşasım yok bunu. Konuların tekrar tekrar açılmasına tahamülüm yok, çünkü gerçekten hatırlamak istemiyorum. İşin kötü yanı ise nasıl unutacağımı, unutmuş olmam.

“Senden nefret ediyor bence çünkü karşılıklı soğuk savaş sizinkisi.Bir çeşit inatlaşma, sessizce devam eden.”

Ben nefret etmiyorum. Nefret etmek yok yere enerjimi alıyor. Ama nefret etmek çok kolay. Yine de nefret etmeyeceğim. Ne olur bilmiyorum bu hal. Neden bilmiyorum bu karışıklığım yine. Birileri kulağıma “Dönecek o sana” diyor. Beklemiyorum. Çünkü bana olan nefretini kusmasını görmeye tahamülüm yok. Ve bilmiyorum, ne zaman bitti ne zaman tekrar hatırladım ne zaman tekrar unutmayı öğreneceğim. Sadece bir şeylere sarılmadan atlatmalıyım yaşananları yine. Sadece kendimle..

“Fiziken ayrılmak birkaç bavula birkaç söze belki de bir kavgaya bakar, kalben ayrılmak ise bedenen yaptığın hiç bir şeyi kapsamaz.” 

Karşılaşma ve Bitiş

” Beni başka bir adamla görmek ona ne hissettirmişti merak ediyordum evet, ama bu his beni zamanında yaralayan hatta parçalayan o hislerden bence farksızdı. Öyle de olmalıydı. Öyle tahmin ediyordum. Sanki içimdeki siyahlığın hepsini ona göndermiştim bir anda. Daha iyiydi artık başımdaki ağrı, içimdeki hissizlik, boşvermişlik. Hepsi bir anda bitmişti. Sanki bütün üzerimdeki yükü bir saat içerisinde ona göndermiş ve rahatlayarak ayrılmıştım oradan. Dediğim gibi olmuştu işte. Vicdanıyla hesaplaşacaktı şimdi. Ona tam da dediğim gibi olmuştu işte. Onu en derinden parçalayacak gibi hemde. Binlerce kere karşılaştığımız o bir saate lanet edecekti. Öldürmüştüm onu sonunda kendi vicdanıyla yarasıyla acısıyla öldürmüştüm hemde. İntikam kaderle beraber gelmişti ve ben bunu önceden adım gibi biliyordum. Bu karşılaşmayı hayatıma ben çekmiştim. Şimdi varsın o uğraşsın, ben son galibiyetimi aldım. Onunla işim bitti ve çekiliyorum artık kenara.  ”

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14   Next »